
"Nehirde Kayan Yıldızlar"dan " Yaşamım beni tatmin etmeli. Mutluluk ve güveni aramak saflar içindir diye düşünüyorum. Türkiye'de mutsuz olmak çok kolay. Bence kişinin yapması gereken tek
şey hayatını 'anlamlı' kılmaktır eğer yapabiliyorsa. Uzun zamandan beri
mutluluk-mutsuzluk meselelerinin üzerine çıkıp, sonu acı da olsa geriye
dönüp baktığımda tatmin olacağım bir yaşam yolunu seçmeye gayret
ediyorum. Kartlarını doğru oynayacaksın. Hastalık, acı, yalnızlık ve
ölüm jokerleri masaya çarpıldığında senin elinde bunlarla baş edecek
iskambiller olması gerekiyor. Benim var. Bunlar öncelikle iyilik yapmak,
farkındalık ve aşk. Sonra da sanat, seyahat ve güzel yemekler geliyor. Görüyorum ki, çoğu insanın hayatlarında gün gün yaşadıkları rutin, aslında yaşam değildir. Ölümdür. Bu zıtlığı çözmenin yolu kalkıp gitmektir. 'Zor işleri sadece
yapabilenler yapmalıdır," der bir Japon atasözü. Gitmek zorlu iştir.
Onun için herkes bu yolun yolcusu değildir. Kalkıp gitmek için değişmek
lazım..." Herkes mutlu olacak diye bir kaide
de yok tabii. Mutlu olup olmamak da kişisel bir tercih olabilir yerine
göre. Bütün mesele "beden hapishanesine sıkışmış ruh" üzerine
düşünenlere göre; aslında kişinin "olmak istediği ve olduğu" arasındaki
farkta...
Ailenin, "cemiyet'in adam etmek, adam olmak üzerine kurulu tornasından
geçmek zorunda olan insan, "ruhunun istediğiyle", "dayatılan olma
biçimi" arasında sıkışıp kalıyor...
Ve pek az insan ona çizilen dar şablondan çıkıp "Bu yaşadığım benim hayatım mı" diye sorabiliyor kendisine... Cesurca... "
"Kendi kaderini yaşa... başkalarının sana çizdiğini değil "
"Ben böyle bir alın yazısına ömür boyu katlanamazdım. Birinci sınıf bir kader için zorlayacaktım hayatı. Birinci sınıf bir
kader için de hayatta yukarıya değil belki önce dibi bulması gerekir
insanın. Risk almayan dibi bulamaz. Dibi bulmayan yukan çıkamaz.."
Geçmişiyle, ailesiyle,
dostlarıyla, yürütemediği ilişkileriyle bir hesaplaşmaya girişmiş ve
bunun tam ortasındayken de babasının kanser olduğunu öğrenmiştir. Bu
ona, kendisinin de yaşlanmakta olduğu gerçeğini bir kez daha hatırlatır
ve ruhunu sarıp sarmalayan varoluşsal bunalımdan sıyrılabilmenin yolunun
kendisine karşı dürüst olmaktan geçtiğini keşfederek geçmişiyle
yüzleşmeye koyulur. Oysa geçmiş onunla hesaplaşmak için çoktan yola
çıkmıştır bile.
Nehirde Kayan Yıldızlar'da Hakan Karahan bize
kendimizle barışabilmenin ve yüzleşebilmenin formülünü armağan ediyor.
Mutluluğun ve mutsuzluğun ötesine geçip hayatın "farkına varmayı"
istiyorsanız bu romanı okuyun ve yeniden yaşamaya başlayın.
Kaldığınız yerden...
*Arka Kapak*
Hakan Karahan'ın yarı otobiyogratif kitabı Nehirde Kayan Yıldızlar hayat, beklentiler, mutluluk, ilişkiler üzerine samimi, güzel bir roman......